< السورة السابقة | فهرس السور | السورة التالية >



حدد حجم خط الآيات
()


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ ۝١

Gök yarıldığı zaman...

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٢

Ve hep yapageldiği gibi, Rabbinin buyruğunu dinlediği zaman...

وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ ۝۳

Yer yayılıp dümdüz edildiği, [20,106-107]

وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ ۝٤

İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,

وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ ۝٥

Ve hep yapageldiği gibi, Rabbinin buyruğunu dinlediği zaman... Seyredin siz: neler olacak o zaman!

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًۭا فَمُلَٰقِيهِ ۝٦

Ey insan! Sen, tâ Rabbine kavuşuncaya kadar didinip duracaksın.

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ۝۷

Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür.Ve ailesine sevinç içinde döner.

فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًۭا يَسِيرًۭا ۝۸

Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür.Ve ailesine sevinç içinde döner.

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًۭا ۝۹

Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür.Ve ailesine sevinç içinde döner.

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ ۝١۰

Hesap defteri arkasından sol eline verilen kimse ise,

فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًۭا ۝١١

Yok olmayı ister.

وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا ۝١٢

Alevli ateşe girer.

إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا ۝١۳

O dünyada iken ailesi içinde keyifli, şımarık idi.

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ۝١٤

Hiçbir sûrette Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.

بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًۭا ۝١٥

Hayır! O Rabbine dönecek! Zira Rabbi, devamlı sûrette onun yaptıklarını görüyor, tek tek kontrol ediyordu. (Bu kontrolün de elbette böyle bir neticesi olacaktı.)

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ ۝١٦

Demek, gerçek onun sandığı gibi değildir. Şafak hakkı için!

وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ ۝١۷

Gece ve gecenin barındırdığı, şeyler hakkı için,

وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ۝١۸

Dolunay halini alan ay hakkı için:

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ ۝١۹

Siz halden hale geçeceksiniz!

فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ۝٢۰

Öyleyse onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩ ۝٢١

Kendilerine Kur'ân okunduğunda derin bir saygı ile eğilmiyorlar?

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ ۝٢٢

Bilakis, o kâfirler dini yalan saymaya devam ediyorlar.

وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ ۝٢۳

Allah, onların kalplerinde ne sakladıklarını pek iyi bilir!

فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ۝٢٤

Sen de onlara gayet acı bir azap müjdele!

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ ۝٢٥

Fakat iman edip makbul ve güzel işler yapanlara ise, hiç kesintiye uğramayan, bitip tükenmeyen mükâfat vardır.